Bir Kelimenin Peşinde Başlayan Hikâye: “Abalak” Ne Demekti?
Bazı kelimeler vardır, insanın kulağına çarpar ama anlamı zihninde netleşmez. Ne tam yakalarsın ne de tamamen kaybedersin. Sanki birinin ağzından kaçmış da yarım kalmış bir cümle gibi… İşte “abalak” kelimesi de benim hayatıma böyle girdi.
Kayseri’de yaşıyorum. 25 yaşındayım. Günlük tutmadan uyuyamayanlardanım. Kâğıda dökmediğim hiçbir duygunun içimde tam oturmadığını fark ettiğimden beri, kelimeler benim için sadece kelime değil. Bazen kurtuluş, bazen yara.
Ve o kelime… “abalak”.
O Gün: Yanlış Anlaşılmış Bir Bakış
Bir kahve dükkanının köşesinde başlayan şey
O gün sıradan bir gündü. Kayseri’nin o sert ama bir o kadar da tanıdık rüzgârı yüzüme vuruyordu. Üniversite yıllarından kalma bir alışkanlıkla aynı kafeye girdim. Ahşap masalar, buharı üstünde kahve kokusu ve sürekli aynı şarkıyı çalan eski bir hoparlör…
Arkadaşlarım çoktan gelmişti.
Masaya oturur oturmaz ortamın enerjisi tuhaf geldi bana. Sanki bir şey olmuş ama kimse söylemek istemiyordu. O “konuşulmamış konu” hissi… insanın içini kemiren cinsten.
Tam o sırada biri güldü. Ardından cümle geldi:
“Ya sen zaten tam abalak gibi bakıyordun olaya.”
Bir an sustum.
Gülüşmeler arttı.
Ama benim içimde bir şey durdu.
Abalak ne demekti?
O an ilk refleksim şu oldu: anlamadım ama bana söylendiğini hissettim.
İnsan bazen kelimenin anlamını bilmez ama yükünü anlar ya… işte öyle bir şeydi.
“Abalak ne demek argo?” diye sormak istedim ama diyemedim. Çünkü sorsam, sanki o kelimenin üstüme yapışacağını düşünüyordum.
Sessiz kaldım.
Ve o sessizlik, hikâyenin başlangıcı oldu.
Kelimenin Peşine Düşmek
Günlüğüme ilk yazdığım cümle
O gece eve döndüğümde çantamı kapının yanına bıraktım, montumu bile çıkarmadan defterimi açtım.
Şunu yazdım:
“Bugün bana ‘abalak’ dediler. Ne olduğunu bilmiyorum ama içim kötü hissetti.”
Bazen insan bir kelimeyi anlamaz ama duygusunu çok iyi anlar. Ben o kelimenin bana “şaşkın”, “dalgın”, “yerini bulamamış” bir şey söylediğini hissettim. Ama yine de tam değildi.
Merak büyüdü.
Google’a yazdım.
Ama daha çok kendi içime yazdım aslında.
Argo sokakların dili midir, yoksa yaraların mı?
Ertesi gün arkadaşlara sormadım. Sorsam konu büyür diye düşündüm. Ama içimde bir yerde sürekli aynı cümle dönüyordu:
“Ben gerçekten abalak mıyım?”
Bu soru insanın moralini bozan türden. Çünkü sadece bir kelime değil, bir etiket gibi yapışıyor.
Ve ben o etiketi taşımak istemiyordum.
Kayseri Sokaklarında Bir Kelimeyle Yürümek
Şehir, insanın düşüncelerini büyütür
Kayseri sokakları geniştir ama insanın içi daralır bazen. Rüzgâr sert eser, insanlar hızlı yürür, kimse kimsenin yüzüne uzun uzun bakmaz.
Ben o gün yürürken her yüz bana “abalak” kelimesini hatırlatıyordu sanki.
Bir bankta oturdum.
Telefon elimdeydi ama kimseye yazmadım.
Sadece düşündüm.
“Bu kelime neden bu kadar ağır hissettiriyor?”
Belki de kelimenin kendisinden çok, söylendiği andaki bakış yüzünden.
Bir çocukluk anısı gibi geri dönüş
O an zihnimde bir sahne canlandı. Küçükken sınıfta tahtaya kalktığımda ne söyleyeceğimi unuturdum. Öğretmen sabırla beklerdi ama sınıfın bakışı… işte o bakış.
Sanki “hazırlıksız yakalanmışsın” hissi.
“Abalak” kelimesi de bana aynı şeyi hissettirdi: hazırlıksızlık, eksiklik, yerini bilememe.
Ama gerçek miydi bu, yoksa sadece benim kurduğum bir anlam mıydı?
Gerçekle Yüzleşme: O Masaya Geri Dönüş
Konuşulmayan şeyler büyür
Bir gün sonra tekrar o kafeye gittim. İçimde garip bir cesaret vardı. Sanki bir şeyle hesaplaşmaya gidiyordum.
Aynı masa, aynı sesler, aynı kahve kokusu…
Arkadaşlar yine oradaydı.
Ve ben dayanamadım:
“Dün bana dediğiniz ‘abalak’ ne demek?”
Bir an sessizlik oldu.
Sonra biri güldü.
“Ya dalgın, saf gibi işte… kötü bir şey değil.”
Ama işte orada bir kırılma yaşadım.
Çünkü mesele kelimenin anlamı değildi artık.
Mesele benim o kelimeyi nasıl hissettiğimdi.
Bir kelimenin iki yüzü
Onlar için basit bir argo ifadesiymiş.
Ama benim içimde bıraktığı şey farklıydı.
Sanki biri bana “dikkatsizsin” dememiş de “sen biraz bu hayata ait değilsin” demiş gibiydi.
Abartı mı? Belki.
Ama duygular abartıyı sever.
İçsel Çatışma: Abalak Olmak Ne Demekti Bana?
Kendime yönelttiğim sert sorular
Eve döndüğümde aynaya baktım.
“Ben abalak mıyım?”
Komik bir soru gibi geliyor dışarıdan.
Ama insan kendi içine sorunca hiç komik değil.
Çünkü bazen insan kendini en sert şekilde yine kendisiyle yargılıyor.
Bir kelimenin kimliği şekillendirmesi
O gün fark ettim ki, kelimeler sadece iletişim aracı değil. Bazen insanın kendine bakışını bile değiştirebiliyor.
“Abalak” kelimesi benim için artık sadece bir argo değildi.
Bir aynaya dönüşmüştü.
Ama kırık bir ayna.
Umut: Kelimeleri Yeniden Yazmak
Günlüğümde bir sayfa daha
O gece yazdım:
“Belki de abalak olmak, bazen yanlış anlaşılmaktır. Belki de herkesin baktığı yerden bakamamak kötü bir şey değildir.”
İçimde garip bir rahatlama oldu.
Çünkü kelimenin beni tanımlamasına izin vermemeye başlamıştım.
Kendini yeniden anlamlandırmak
İnsan bazen başkalarının kullandığı kelimeleri üzerine giyer.
Ama ben şunu fark ettim:
Her kelime, sana ait olmak zorunda değil.
Bazıları sadece başkalarının dili.
Son Sahne: Aynı Kafe, Farklı Bir Ben
Rüzgâr yine aynıydı ama ben değişmiştim
Bir hafta sonra tekrar o kafeye gittim.
Bu sefer içimde o eski ağırlık yoktu.
Aynı masa, aynı insanlar…
Biri yine konuştu, yine güldüler.
Ama bu kez içimden şunu dedim:
“Ben artık her kelimenin altında ezilmiyorum.”
Abalak artık bir etiket değil
“Abalak ne demek argo?” sorusu hâlâ aklımda ama artık başka bir yerden bakıyorum.
O kelime beni küçültmedi.
Sadece bana, insanların kelimeleri nasıl hafif kullandığını gösterdi.
Ve en önemlisi…
Benim kendimi nasıl ağır hissettiğimi.
Bu içeriğimizin sonuna geldik. Fidu olarak “Abalak ne demek argo” hakkındaki sorularınızı yorumlarda paylaşabilirsiniz.
Final: Kelimelerin Bıraktığı İz
Bazı kelimeler geçer gider.
Bazıları kalır.
“Abalak” benim için bir dönem kaldı.
Ama artık bir hakaret değil, bir farkındalık.
İnsan bazen bir kelimeyle kırılır, sonra o kırık yerden kendini yeniden kurar.
Ve belki de en doğru soru şu:
Bir kelime seni tanımlıyorsa, gerçekten o kelime mi güçlüdür… yoksa sen mi ona fazla anlam yüklemişsindir?
Bunu da Okuyun: Aza sormuşlar nereye çoğun yanına demiş ne demek ?